? ?ceki | Sonraki ?

1/11/2008

ÇOCUK ve DİSİPLİN

Çocuk konusunda bilgiden yoksun ne yapacaklarını bilemeyenler

ya büyüklerinden yardım alıyor ya da deneme yanılma yöntemi ile

yarım yamalak bir şeyler yapıyorlar.

 

Çocuğun eğitimi ve disiplini konularında anne ile baba arasında

uyum gerekiyor. Çelişki olduğunda, neyin ne zaman ve nasıl

yapılmasını bilememeleri çocuğun ileri yaşlarındaki problemlerine

neden olabiliyor.

 

Anne ve babaların “Saygı, Sevgi ve güven gibi” derin

duygusal ilişkileri küçük yaşlarda kurabilmesi...

 

Ebeveyn olmak yerine arkadaş olmayı düşünmesi...

 

Çocuk hangi yaşta olursa olsun büyük insan gibi davranış

bekleme yanlışlığından ve alışkanlığından vazgeçilmesi... 

 

İlişkilerin yalnız çocuktan beklenilen istenmeyen olumsuz

hareketleri ve yaramazlık gibi davranışlar engelleyebilmek

için azarlayarak, laf söyleyerek, döverek ilgi göstermenin

yanlış olduğu...

 

Tutarlılık, dikkat, övgü ve sevgi dolu yaklaşım ile “iyi ve doğru”

istenilen davranışların sabır ile üzerinde durulması,

tekrarlanarak pekiştirilmesi...

 

İstenmeyen davranışlarda verilen cezanın nedenini anlayamayan

çocuğun ilgi çekmek için tekrarlayacağını, üzerine gidilmemesi ve

zamana bırakılması, zararlı ise temkinli ve dengeli bir yaklaşımda

bulunulmasının gerekliliği...

 

Çocuğa “ dur, otur, sesini kes, yapma “ demek büyükler gibi

sessiz ve sakin durmasını, sırasını bekle yerine, şefkat ve sevgi

ile ona yaklaşmanın, sabır ile yardımcı olmanın kişiliğinin

gelişmesinde yararlı olduğu...           

 

Ayrıca çocukta kişilik kavramının oluşması sürecinde anneyi,

babayı ve çevreyi örnek alması ve “taklit” etmesinin önemli

rol oynadığı...

Bu nedenle aile ortamında bireylerin davranışlarına

çok dikkat etmeleri...

 

Olayların sonuçlarından çocuğun ders almasını, iyiyi – kötüyü,

yanlışı doğruyu anlamasını sağlayarak güçlü kişilik kazanmasına

olumlu bir yaklaşım ile ilginin gerekli olduğu...

 

Çocuğu küçük yaşlarda dövmenin nefret, korku ve yarar yerine

zarar getirdiği...

 

5 – 6 yaşlarına kadar verilen eğitim ve disiplinde dengeli ve tutarlı

olmasını, duygularının değil davranışlarının kontrole alınması

gerekliliği...

 

Çocuğun duygularını korku ile bastırmadan endişelerini dile

getirmesine, her yönü ile açıklamasına, arınmasına fırsat

vermenin çocuğun büyüdüğünde ruhsal sağlığının iyi

olmasını sağladığı...

            

Doğrunun, yanlışın, iyinin veya kötünün duygular ile ilgisi

olmadığının, ancak davranış biçimlerimizin sergilenişi olduğunu

anlatmanın yararları...   
                                                                                                
7 – 8 yaşlarında ve de sonra çooooook önemli bir neden

olmadıkça dövülmesinin yanlış olduğu...     

 

Gerektiğinde dövmenin ölçülü, şiddet kullanmadan, kontrolü

kaybetmeden, az ve çooook seyrek olarak uygulanabilen ama

doğru bir yöntem olmadığı...       

    

Dayağın öğretici olmak yerine içten, içten başkaldırı,

karşı gelme, isyan etme biçimine dönüştüğünü ve döverek

disiplin verilemediği...

Bunun yerine çocuğa asla ÖDÜN vermeden uygun bir çözüm

bulunmasının gerektiği...

 

Çocuğa gereksinimlerini içeren özgürlüğün dengeli, tutarlı,

ödünsüz verilmesi... 

 

Çocuğa bir olayda laf anlatmak - nutuk çekmenin, zorla kabul

ettirmenin yararı olmadığını bilerek her iki tarafa uyumlu bir

çözüm bulunması...

                                                                                                                                                                                                          
Gibi ve daha pek çok önemli konuları
ANNELER - BABALAR

bilmelerine rağmen ya unutuyor ya da ihmal ediyorlar.

 

Bilmeyenlerin de çocuk eğitimi konularında çeşitli pek çok kitap

varken okumalarını ve Ülkemizde “Evlilik” ( öncesi – sonrası)”

ve de “Çocuk Bakım ve Eğitimi “ veren kurslara gitmelerini,

yoksa bir an önce açılması için ilgili makamlara müracaat

etmelerini dilerim.

 

Karmaşık bir yapısı olan insana 5-6 yaşına kadar olan çocuklukta

gerekli ve nitelikli bakım, eğitim ve ilgi verilemiyor, yol-yordam

gösterilmiyor ise alışkanlıkları ve karakteri biçimlenmiş çocuklar,

 kendi başlarına yaşamaya başladıklarında çaresizliklerin getirisi

başarısızlıklar nedeni ile ileri yaşlarda çelişkileri, sorunları artıyor

ve bunalıma giriyorlar.

 

DENEY sonucunda önemli bir konuyu anlatan yazı ile sohbeti

bitirelim.

 

Bir laboratuarda deney yapılıyor. İçinde bir büyük ve çokça

küçük balığın olduğu kocaman bir akvaryum hazırlanıyor.

Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri yiyor...

Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor

böylece akvaryum ikiye ayrılıyor.

Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer tarafa

yerleştiriliyor.

Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek
için defalarca deneme yapıyor. 
Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor.
28 saatin sonunda büyük balık artık diğer tarafa geçmek için
mücadele etmeyi bırakıyor.
Deneyin sonunda cam bölme kaldırılıyor.

O da ne!
Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor.

Saatler geçtiği halde onları yemediği görülüyor.

 

Buna psikolojide "Öğrenilmiş Güçsüzlük" deniyor.  
                                                                                                                                                                         
                            İstatistiklere
Verilere göre bir çocuk ergenlik yaşına gelinceye kadar

ortalama 148.000 defa anne ve babasının, "yapma; elleme,

dokunma," gibi sözlerini duyuyormuş.

Böyle davranılan çocuklarda büyüyünce "yapamama",

"edememe" özellikleri gelişiyor ve özgüven’lerini yitirdikleri ve
mücadele güçlerini kayıp ettikleri bildiriliyor.


CANLAR,

Çocuk sahibi olmak isteyen Anne ve Baba’ların önemle bu

konulara eğilmeleri, özellikle okumaları, bilerek evlat

yetiştirmeleri ülkemizin geleceği için pek çok önemli.

 

Genç Anne ve Baba’lar, Anne Baba olacaklar.

Okuyunuz ve öğreniniz.

“Lütfen önce kendimizi sonra çocuklarımızı yetiştirmek

”AMAÇ“ olmalı.

Bedensel ve ruhsal sağlıkları güçlü evlatlar yetiştirmeniz dileği ile...

Sevgiler,  

Avni Baba

 

1/11/2008

Ç O C U K ve GÜVEN

Çocuğa yetiştirilişi sürecinde büyükler istekleri doğrultusunda

dediklerinin yapılması için olur olmaz vaatlerde bulunuyor,

bolca ÖDÜN veriliyor.

Sonra ödün verenler işlerine gelmediği içinde verdikleri sözü

tutmuyor, yalan söyleyerek geçiştirildiği sanılıyor.

Çocuk unutmuyor.

Sırasında “söz vermiştin” diyebiliyor.

Bu eylem tekrarlandıkça güvensizliğin temelleri atılmaya

başlıyor...

 

Böyle bir iletişimde söz tutmamanın karşılığı çocuğun tepkisi

olunca da anne, babalar kendilerinin de farkına varmadıkları

bilinçaltı psikolojik güdüm ile çocuklarını makul ve doğru

yönetmeleri ve eğitmelerinde sakıncalar oluyor...

 

Anne ve babalar ÖDÜN vermelerine rağmen dediklerinin

yapılmadığını gördüklerinde yanlış, sert tutum gittikçe artıyor.

Çünkü ANA ve BABA şartlanmış beklentiler içindeler…

 

Çocuk denileni yapmıyor ya da yapamıyorsa becerisi, gücü,

nedeni ve niçini dışında ise araştırılmıyor, görülemiyor,

görülmek istenmiyor.

Dedikleri yapılmadığı için de çocuğun gerçek gereksinimi olan

güven zedeleniyor...

 

Benlik savaşı, kendini bulabilme ve aşamalar süreci olan

GENÇLİK ÇAĞI’ zıtlıklar, çekişmeler, karşılıklı tepkiler,

terk etmeler, yanlış anlama ve anlaşılmalar, savunmalar,

kırgınlıklar ve küskünlükler ile geçiyor.

Zaman, zaman düşünmeden hatta umursamadan etrafını

tedirgin ediyor, yolunu bulabilmek için saldırgan oluyor,

küstahlaşıyor.

Aile tarafından da hor görülmeye başlanınca da güveni

kayıp ediyor.

Aileden uzaklaşıp kendi yaşıtları ile guruplar-arkadaşlıklar

kuruyor.

Yaşamda “evet-hayır ‘ları ayrıt edebilme yetisine sahip olana

dek aileden kopuyor.

Kendi kişiliğine uyan yaşamı başlatabilmek, özerkliğini elde

edebilmek için aşamalardan geçiş süresince kaçınılmaz

gençlik çağının özellikleri her birey yaşıyor.

 

Her gencin benzersiz kişiliğini bulmuş olmanın güvencesine

varana ve meslek seçimine kadar ihtiyacı olduğu en büyük güç,

ailenin bağışlayan tutumu;

SABIR, SAYGI, SEVGİ ve GÜVEN olmalı...

 

Olgunlaşmaya başlama aşamasında genç, hatalarını yavaş, yavaş

HAYAT OKULU’ nda öğreniyor. Her geçen gün bir başka kişiliğini

tanıyor, değişmesi gerektiğini anlıyor.

 

Kazanılan bilgisi, tecrübesi, gücü ve yetisi ile yaratıcı, üretken,

paylaşan, sayan, bundan böyle ilişkilerinde şartlanmışlık ve

tutuculuk yerine açık, anlamlı, derin ve içten, olumlu

davranışları ile ailesine ve çevresine kucak açan,

SAYGI, SEVGİ ve GÜVEN veren birey oluyor.

                                 

GÜVENEBİLMEK çocukluktan başlıyor.

GÜVEN, güven ortamı içince yetişmek ile mümkün olabiliyor...

Sevgiler,

Avni baba

1/11/2008

Ç O Ç U K - II

 

Anne ve baba olmanın vecibelerini yaşadığınız bu süreçte çocuk

ile ilgili ne buluyorsanız okumanızı, araştırmanızı ve de bilhassa

uygulamanızı rica ederim.

Bizler imkânsızlıklar nedeni ile bilmeden çocuk yetiştirmenin

ne demek olduğunu çok iyi öğrendik.

 

BEBEKLİK:

Doğumdan sonra başlayan aile düzeni değişiyor.

Anne çoğu zamanını çocuğuna sahiplenerek geçirmeye başlıyor.

Baba ikinci planda kalınca çocukluğuna dönüyor ve bilinçsiz

olarak çocuğunu kardeşi gibi görmeye başlıyor.

Annenin bebeğe olan Anne ya bu eğiliminin farkında

olmaya biliyor.

Bu durum tatsızlık, huzursuzluk nedeni olabiliyor.

Baba bebek ile nasıl ilişki kuracağını da bilmediğinden yapacağı

eksik ya da fazlanın kendisini rahatsız edeceğini de düşünerek

çekimser kalabiliyor.

Çocuğa gösterilen anne ya da babanın çekimserliği aralarında

duygusal ilişki kurulmasını zorlaştırıyor.

Anne de baba da mama vermek, altını – bezini değiştirmek,

gazını çıkartmak, banyo yaptırmak, uyutmak vs. gibi benzer

işlerin tümünü müştereken yapmaları halinde çocukla yaşam

boyu sürecek çok önemli ve de gerekli duygusal ilişki kuruluyor.

 

Kişiliğin bilindiği üzere en önemli olanı “ BENLİK “kavramı ile

çocuk dünyaya gelmiyor.

Ailesi ve çevresi bu bebeklik döneminde benlik kavramının

teşekkül etmesinde en büyük etken oluyor.

Benlik çocuğun tümü ile algıladığı kafasındaki görünümlerdir.

Bu süreçte çocuğun kendine güveni, içe ya da dışa dönüklüğü,

girginlik veya çekingenlik ve benzeri kişilik yapısı oluşuyor.

Çünkü ilk 1 – 6 yaş arasındaki temel yapısını ve kişiliğini

oluşturacak 5 yıllık yaşam süreci çocuğun pek çok önem

gösterilmesi gereken yıllardır.

Bu 5 yıl çocuğun nasıl bir insan olacağı, davranışları, başarısı,

evlilik seçimi, evlilik süresi vs. gibi pek çok önemli kişilik

yapısını belirliyor.

 

Bebeklik sürecinde önemle dikkat edilmesi ve hakkı ile

yapılması gereken;

DUYGUSAL ve ZİHİNSEL ihtiyaçları ...


EĞİTİM ve ÖĞRETİM
:

Bir laf vardır “ Ağaç yaşken eğilir “, bilirsiniz.

Bu nedenle dokuz - on aylıktan sonra her gösterilen veya eline

verilenin adını doğru ve tekrar, tekrar söyleyerek içinde

bulunduğu dünyayı merak eden çocuğa tanıtmaya önem

verilmeli. Çocuk zihnine kayıt eder.

Bir süre sonra da o kelimeyi söyleyeceği hatırlanmalı.

Ayrıca bu süreç içersinde gösterilecek ilgi yalnız duygusal

olmayıp düşünsel gelişimi bakımından da çok önemlidir.

İki - üç yaşından başlayarak resimli - resimsiz hikâyeler

anlatmak, kitap okumak, şarkı, ninni söylemek çocuğun

gelişmesini sağlıyor.

 

Çünkü çocuk zekâsının % 50 si gelişmesi dört yaşına kadar olan

çok önemli olan bu sürede tamamlanıyor. 

Sekiz yaşına kadar da % 30 u eklenerek % 70’ i tamamlanıyor.

Geri kalan % 20 si de onyedi yaşına kadar sürüyor.

Bu nedenle zekâsının tamamladığı kabul edilerek her türlü

mesuliyetleri başlıyor ve 18 YAŞINDA çocukluktan çıkıyor.

 

BESLENME:
Önce anne sütü pek çok önemli…

Ne kadar uzun emzire biliyor ise çocuk o kadar sağlıklı oluyor.

Anne sütü yetmiyor ise mama besin dengesi içinde beslenmesi

önem kazanıyor.

Çocuğun başka bir sıkıntısı yoksa acıkan çocuk ağlar.

Mama saati değil diye göz ardı edilmemelidir.

Ağlayınca karnı doyan çocuk ailesinin güvenilir ve yaşanılır

bir ortam olduğu duygusuna varıyor, acıkmalar zamanlı da

zamansız da olabiliyor.

 

ÜŞÜTMEMEK:

Gereken itinayı her anne baba gösteriyorsa da gerekenden

fazla giydirmenin de mahsurlarını unutmamak gerekiyor…

 

U Y K U:

Bebeğin uyku saati ile aile fertlerinin uyku saatlerinin

uyumsuzluğunun getirisi sıkıntıları problem etmemek

öfkelenmeden lüzumsuz reaksiyonlar göstermeden gereken

hizmetlerin sükûnet ve sevecenlik ile yapılması da çok önemli.

Aşağıdaki uyku için olan konuyu okuyunuz.

 

TUVALETE ÇIKMAK:

Çok önemli bir husus…

Çocuk anüsteki kontrol edeceği kaslarını İKİ yaşına kadar

kontrol edemez. Zamanlı zamansız yapacağını yapar.

Bu sorun yaratmamalı ve iki yaşından sonra tuvalet alışkanlığı

kazandırmaya başlanmalıdır…

 

İ L G İ:

Şefkat ve Okşamak:

Bebeğin kendisinin sevildiğini anlamasını sağlayan en etkin ve

tek yol okşamaktır…

Kucağa alarak, dizinizde, sallayarak herhangi bir davranış

içersinde okşayarak ve de konuşarak, niniler, şarkılar

söyleyerek sevildiğini anlamasını sağlamak duygusal açıdan da

önemli oluyor.

Verilecek şevket, iyimserlik ve güven duyguları çocuğun

temelini oluşturur.

Bu tarz yetiştirilen çocuk ilerde size yabancı gelmeyecek ve

neden böyle oldu demeyeceksiniz.

 

İLİŞKİLER:

Anne – baba – çocuk arasındaki ilişkilerin ve görevlerin

olabildiğince eşit düzeyde, farklılık yaratmadan ve ÖDÜNSÜZ,

dengeli olması öneriliyor.

Ayrıca Ana baba arasındaki her hangi bir ilişkinin negatif mi?

Pozitif mi olduğunu çocuk sezinliyor.

Tutum ve davranışları da değişiyor…

 

DİSİPLİN:

Bilhassa sıralama çağında disiplini bir öğretim metodu gibi

kullanarak kızmak, sertlik, bağırmaktan kaçınmak çok önemli.

Oyun oynarmışçasına öğreterek, kontrollü, çevresinde zarar

verecekleri kaldırarak, çocuğun dikkatini başka yönlere

çekerek, yeni oyunlar yaratarak dikkatini başka taraflara

çekerek ve de zaman, zaman ödüllendirerek disiplin kurulması

ideal olanıdır…  

Döverek disiplin kurmak yarar getirmez.

Çünkü çocuk yaptığının ve atılan dayağın ne olduğunun idraki

içersinde değildir…

 

EĞİTİM ve ÖĞRETİM:

Bir laf vardır “ Ağaç yaşken eğilir “, bilirsiniz.

Bu nedenle dokuz - on aylıktan sonra her gösterilen veya eline

verilenin adını doğru ve tekrar, tekrar söyleyerek içinde

bulunduğu dünyayı merak eden çocuğa tanıtmaya önem

verilmeli. Çocuk zihnine kayıt eder.

Bir süre sonra da o kelimeyi söyleyeceği hatırlanmalı.

Ayrıca bu süreç içersinde gösterilecek ilgi yalnız duygusal

olmayıp düşünsel gelişimi bakımından da çok önemlidir.

İki - üç yaşından başlayarak resimli - resimsiz hikâyeler

anlatmak, kitap okumak, şarkı, ninni söylemek çocuğun

gelişmesini sağlıyor.

 

Çünkü çocuk zekâsının % 50 si gelişmesi dört yaşına kadar olan

çok önemli olan bu sürede tamamlanıyor. 

Sekiz yaşına kadar da % 30 u eklenerek % 70’ i tamamlanıyor.

Geri kalan % 20 si de onyedi yaşına kadar sürüyor.

Bu nedenle zekâsının tamamladığı kabul edilerek her türlü

mesuliyetleri başlıyor ve 18 YAŞINDA çocukluktan çıkıyor.

 

BAKICI:

Geri zekâlı, beceriksiz, sinirli, cahil, örf adet bilmeyen bir

bakıcının elinde yetişen çocukların ne olduklarının sağlıksız

örnekleri biliniyor.

Bakıcının çok iyi seçimi konusunun çok önemli olduğu

bilimsel veriler arasında...

 

 

TV’ nin etkileri…

Açık TV bulunan yerde oturan veya uyuyan

çocuklara TV ‘nin etkileri:

 

***  Nefes zorluğu

***  Kalp rahatsızlıkları

***  Fizyolojik büyümeyi yavaşlatma

***  Beyin hücrelerine negatif etki yaparak gelişmesini azalıyor.

***  Görme bozuklukları

***  Alzheimer hastalığı “ Hafıza zayıflığı ve unutkanlık”

***  Özellikle reklamlara ilgi göstermesi nedeni ile

        “Dikkat bozukluğu”

***  Hormon bozukluğu

***  Kanser

***  Erken yaşta ve zamansız buluğa ermek

***  Astım hastalığı

***  İştah artması ve OBESİTE

***  Şeker hastalığı

 

GİBİ SAĞLIK PROBLEMLERİNE NEDEN OLUYOR

3 Yaşına kadar çocukların TV seyretmemelerine önem

gösterilmesi gerekiyor.

3 Yaşından sonrada günde en fazla 40 dakika seyretmelerine

müsaade edilebilir.

 

AYRICA

 

ÖNEMLİ BİR KONUDA:

Çocuğun gece elektriği açık odada uyuması:

 

***  Faydalı uyku etkinliğinin kaybı

***  Fizyolojik ve beyinsel fonksiyonların azalması

***  Sinir sisteminin bozulması, huysuzlaşma

 

GİBİ SAĞLIK PROBLEMLERİNE NEDEN OLUYOR.

Sağlıklı büyümesi için karanlık bir odada uyması öneriliyor.

 

Sevgilerimle…

Avni baba

 

 

 

1/11/2008

ÇOCUK - I

 

Sağlam ve sorumlulukları paylaşan, sağlıklı bir aile ortamı

yaratamadan çocuk sahibi olmayı istemek anne – babanın

çok iyi düşünmeleri gereken önemli bir konu....

 

Kadın ve erkek evlilik müessese’sinin problemleri çözemeden,

arkadaşlık ve dostluk anlayışı içeren beraberliği oluşturmadan

erken çocuk sahibi olmayı isteyen  genç anne ve babalar evlilik

ve çocuk bakımı ve eğitimi hakkında yeterli bilgi ve tecrübeleri

olmadığından sonuçlarının neler getireceğini bilemiyor.

 

Kopma noktasına gelmiş ailelerde, ”çocuk, aile ilişkilerini

güçlendirir, beraberliğin devamı için güvence’dir, evin neşesi’dir,

bereketi’dir, vs. ve vs.” gibi nedenler ile çocuk kurtarıcı olarak

görülüyor

Ailenin devamlılığı için aranan çarenin

“ doğacak çocuk ailenin dağılmasını önler “ düşüncesi

genellikle çözüm getirmiyor.  

Çocuk yapmaya zorlamak da çok sakıncalı.

 

Böyle bir düşünce ile çocuk sahibi olan anne ve baba, aile

problemlerine çözümü doğacak çocuktan beklemek cehaletinin

yanlışlığı görülemiyor.

Bu gibi durumlarda zorlama ile olan çocuk ile ve problemlerin

azalmadığı, aileyi kurtarmadığı ve sorunları arttırdığı gerçeği

görüldüğünde çocuğa yük olarak bakılıyor.

 

Aile içi sorunlar devam etti sürece de anne doğurduğuna, çocuk

ise doğduğuna pişman oluyor.

BİZ olabilme bütünlüğünü sağlayamamış, sorunlarını çözememiş

bir aile ortamında yetişecek çocuğun kendileri gibi sorunlu

olacağı düşünülemiyor.

 

Hele uyumsuz bir aile ortamında istenmeden doğan çocuklar

yaşam boyu sevgi, şefkat ve huzur arıyor.

Sorunlarına çözüm bulmakta zorlanıyor.

 

CANLAR,                              

Çocuk istemeden önce anne ve baba olacak çiftlere

“DÜŞÜNCENİN SEVGİ, ÇOCUĞUN ise DÜŞÜNCE olduğunu

hatırlamaları dileği ile...

Sevgiler,

Avni baba

 

NOT:

Evli bir çiftin “Çocuk yapmak istiyoruz ne dersin? “

Soruna cevap olarak yazdığım bu konuyu yararlı olabilir

düşüncesi ile sizlerle paylaşıyorum...

 

29/10/2008

CUMHURİYET BAYRAMINIZI KUTLARIM

 

                                                                


C A N L A R

ATATÜRK' ün ARMAĞANI 

CUMHURİYET BAYRAMINIZI

KUTLARIM...

Sevgilerimle,
Avni Baba

NOT:
RESİM İÇİN  avnibabasunular.blogcu.com ' u TIKLAYINIZ...