TANRIYI GÖNÜL YOLU İLE TANIYAN BİR ÇELEBİ
Yıllar önce Üsküdar - Çiçekçi’ de rahmetli kayınpederim
Ali Nusret Efendinin oturduğu Kaptan Arif Paşa konağına
gidiyorum.
Kapıyı çocukların “dadı“dediği Arap bacı, güleç yüzünde yılların
izleri olan yaşlı bir hanım açıyor ve ciddi bir ifade ile,
-- “ Ne istiyorsun genç adam “ diyor.
-- “ Nusret bey evdeler mi?” diyorum.
-- “ Evde yoklar, “ Malesia‘ ya gittiler”.
-- “ Beni bekleyeceğini söylemişti, bir yanlışlık olmasın “.
-- “ Koca Mevlevihan yanlış yapar mı?”, ve devam ediyor.
-- “ Haaa, sen bedenini istiyorsun... O burada “ diyor ve buyur ediyor.
“ Ne dediğini bilmiyor bu kadın “ düşüncesi ile içeri giriyorum...
Az sonra Ali Nusret Efendi geliyor,
“ Hoş geldiniz buyurunuz oturunuz “ diyor.
Hoş-beşten sonra Arap bacının dediklerini söylüyorum.
Kayınpeder “ Siz ona bakmayınız. O şimdi Malesia da olabilir,
cismani bedeni burada amma ruhani bedeni ile seyahat ediyor olabilir ”
diyor.
O zamanlar bu konularda bilgi yoksunuolduğumdan Kayınpedere de
açık vermemek için uzatmıyorum.
Oradan, buradan derken konu Mevleviliğe intikal ediyor.
Mevlevi Çelebiliği ilenezaket ve zarafet içersinde Kayınpeder
anlatmaya başlıyor.
“Oğlum Avni, Mevlevilik;
Yaratanın en değerli emaneti olan insanı sevmeyi ve ona
hizmet etmeyi ibadetlerin en yücesi olarak kabul eder.
Günümüz dünyasında insanlığın içinde bulunduğu çaresizliğin
ve çırpınışların ızdırabına, “ insana saygı ve sevgi birliğinin“
tesisi ile çözüm bulmanın mümkün olabileceği,
Mevleviliğin temel felsefesini teşkil eder oğlum... “
Ve devam eder:
“Mesnevi, Mektubat, Mecahs-i Seb’a, Divan-ı Kebir, Fıhi Mafih
adlı eserleri olduğunu biliyorum. Amma en önemlisi Mesnevi ‘sidir.
Çünkü Mesnevi öğretici bir kitap...
İslam kültürünün şiirle anlatımıdır. 26.618 beyitten meydana gelmiştir.
Hele Divan-ı Kebir deki “ aşk ve sevgi “ konusu muhteşemdir
vesselam.”
-- “ Hangisini okudun ?”, diye sordu.
Benden ses çıkmayınca okumadığımı anladı, amma gene çelebiliğin
getirdiği nezaket ile anlamazlığa gelerek devam etti.
-- “ Mesnevi biraz uzun oğlum, sen gençsin canın sıkılabilir.
Bak oğlum, Mevlana bir gün Yunus Emre ile karşılaştığında sohbet
ederken, Yunus’a Mesnevi’ i okuyup okumadığını sorar.
Cevap enteresan ve senin beğeneceğin gibi...
Yunus’un cevabı:
*** Okudum. Çok uzatmış ve uzun yazmışsınız. Ben olsam,
” Ete, kemiğe büründüm. Yunus diye göründüm” der,
işi bitirirdim.***
diyor oğlum. Çünkü Hacı Bektaşi Veli ile Yunus, hakikatleri
kısa ve öz anlatırlar.
Mevlana ise daha ilmi ve akademik ifade ile anlatıyor.
Mevlevilikte mühim olan insanlar arasında inanan, inanmayan,
Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, dinli, dinsiz, v.s. diye bir ayırım yoktur.
Asıl olan, ayırım yapmadan şaşırmışa yardımcı olmaktır.
Tüm dinlerde yapılmakta olan ayırımın kimseye hayrı olmaz,
dirlik-birlik de kurulmaz.
Mevlana der ki “ Şekle kapılma, o zaman iki görürsün, hâlbuki “O” birdir,
diyor ve devam ediyor.
“ Aşk, ister o yanda ister bu yanda, hangi yanda olursa olsun,
seni sonunda senin Tanrına götürecektir. Mevlana’yı anlamak için içten
gelen istek ve sabır ister.
Mevlevilikte Zikr (Zikir) ve Sema vardır.
Sema insan ruhunun Tanrıya ulaşmaya çalıştığı bir vecd halidir.
Her kula da nasip olamaz.
Oğlum şimdilik bu kadar yeter mi? Çok konuştum, seni fazla tutmayayım”,
dedi. Elini öperek ayrıldım...
CANLAR
Bu güzel anıyı Mesneviden iki güzel beyit ile bitirelim.
Geçti gün der, etmeyiz keder,
Ey tertemiz insan, sen var ol yeter.
Anlamaz olgun adamdan, ham adam,
Söz, hem az hem öz gerektirir vesselam.
Sevgilerimle,
Avni baba
Not:
“Malesia” Arap Bacının köklerinin olduğunu düşündüğü yer...

Konu: selam avni baba
yazılarınızı okurken bildiklerimin üzerine hep bir şeyler ekliyorum emeğine sağlık avnibaba iyiki sizin gibi kıymetli bir dostun bloguna den gelmişim
saygılarımla iyi akşamlar
Ba?ant??
Konu: Hımm bir deee.....
''Siz sevilmeye layık birisiniz.İyi ki hayatımın bir köşesinde sizi hissedebilmek nasip oldu.Bunun için kurgu'ya teşekkür ederim.İyi ki varsınız ve benim için hep olacaksınız....''
Ba?ant??
Konu: Öncelikle
Sizi özledim...
Enel Hak ..dedik..
Bir tecelliyle bu gönlüm âleme sultan olur Öyle bir demdir ki: nefsim hâk ile yeksan olur Gâh olur ki: tab'-ı bihâkim benim pervaz eder Âlem-i lâhut içinde kudrete nigrân olur Gâh olur ki: menzil-i süflîde eyler devrini Ol vakit te âlem-i nasut ana zindan olur Gâh olur ki : fark ü temyiz eylemem unsurları Didemin her gördüğü zerre bana cânân olur Vakt olur ki: sırr-ı hikmet kalbime eyler sünuh Tab'-ı pâkim ol zamanda hemdem-i Lokman olur Gâh olur ki her sözüm müşkilküşadır herkese Gâhi aklım nokta içre valih ü hayran olur Vakt olur ki: akl ü kalbi eyler ihya' bir sözüm Nefha-yi Cibril'e tev'em İsi-i pürcan olur Gâh olur ki: bir sözüm mülhidlere iman verir Gâh olur ki: bir sözüm de badi-i küfran olur Vakt olur ki: zevk ile âteş bana gülzar olur Vakt olur ki: kalb ü ruhum aşk ile suzan olur Gâh olur ki: “Kün fekân”ı görürüm zerre kadar Gâh olur ki: katre-i eşkim bana umman olur Vakt olur ki: bir tecelli söyletir böyle beni Bülbül-i tab'ım anın çün böylece handan olur Vakt olur ki: bir tecelli bizeban eyler beni Safha-yi tahririm ancak sîne-i uryan olur Gâh olur ki: vecd ile bimar olur ruh-i AZİZ Derdim derman olan cânân için giryan olur
Sevgilerim ile....
Bir bağ acaip birşey,söylerim kimse anlamaz...An gelir artık sevda'ya,sevda'nın cismi bile çare olmaz...
Neden bilmiyorum ama,bunları hissedebildiğim için teşekkür ediyorum sürekli Tanrı'ya...
sevgilerimle...
Ba?ant??